Deprem kapıyı çalmadan kimse arama kurtarma ekiplerini hatırlamıyor.

Sirenler çaldığında, binalar yıkıldığında, umutlar enkaz altında kaldığında ise ilk soru hep aynı oluyor: “Ekipler nerede?”

Oysa o ekipler zaten oradadır. Kimi evinden, kimi işinden, kimi çocuğunun başından kalkıp tek bir telefonla yola çıkan gönüllüler… Maaş beklemeden, mesai hesabı yapmadan, alkış peşinde koşmadan, sadece bir can daha kurtarabilmek için yaşayan insanlar…

İşte Gölcük Arama Kurtarma Derneği, GESOTİM tam da böyle bir kurum.

Bu kurumun ardında ise 17 Ağustos’un acısını hayatının merkezine koymuş bir isim var: Necmi Kocaman.

1999 Marmara Depremi’nden sonra sadece enkazları değil, geleceği de inşa etmeye karar veren Kocaman, 28 yıldır binlerce gönüllüyle birlikte tek bir amaç uğruna mücadele ediyor: Bir daha kimse hazırlıksız yakalanmasın…

Bugün GESOTİM, sadece Kocaeli’nin değil, Türkiye’nin örnek gösterilen sivil arama kurtarma ekiplerinden biri haline geldiyse, bunun arkasında yılların emeği, disiplini ve Necmi Kocaman’ın vazgeçmeyen mücadelesi vardır.

İçişleri Bakanlığı AFAD bünyesinde üç akredite ekibi bulunan dernek, dördüncü akreditasyon için de sınav gününü bekliyor. Türkiye’nin birçok ilinde tek bir akredite ekip bile yokken, depremin en ağır izlerini taşıyan Gölcük’te dört akredite ekibin bulunacak olması tesadüf değildir; yılların emeğinin karşılığıdır.

Ancak mesele sadece akreditasyon da değildir.

GESOTİM’in iki bini aşkın gönüllüsü var. Yılın yaklaşık 300 günü eğitim var. Pazartesi, çarşamba ve cuma günü disiplinli çalışmalar var. Okullarda, üniversitelerde afet bilinci eğitimleri var. Tatbikatlar var. Gece gündüz hazır bekleyen insanlar var.

Çünkü Necmi Kocaman’ın yıllardır söylediği gibi, “Afet olduktan sonra değil, olmadan önce hazır olmak zorundayız.”

İşte bu yüzden GESOTİM sadece afet olduğunda ortaya çıkan bir ekip değildir. Afet hiç yaşanmasın diye çalışan, yaşanırsa da saniyeler içinde harekete geçmeye hazır bekleyen bir gönüllüler ordusudur.

Bugüne kadar Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin, Başkan Tahir Büyükakın’ın, Gölcük Belediyesi’nin ve destek veren diğer kurumların katkıları elbette kıymetlidir. Avrupa Birliği projeleri ve sivil toplum dayanışması da GESOTİM’in ayakta kalmasında önemli rol oynamaktadır.

Fakat artık yeni bir ihtiyaç var.

GESOTİM’in elindeki mevcut araç yılların yükünü taşıyor. Oysa milyonlarca liralık arama kurtarma ekipmanını güvenle taşıyabilecek, dar sokaklara rahatlıkla girebilecek, herkesin kullanabileceği modern bir müdahale aracına ihtiyaç duyuluyor.

İstenen şey lüks değil… Gösteriş hiç değil… İstenen sadece bir cana birkaç dakika daha erken ulaşabilmek.

Ve insan ister istemez şu soruyu soruyor: Bu ülkede bir futbolcunun transferi için milyonlarca lira konuşulurken, ömrünü insan kurtarmaya adamış gönüllülerin kullanacağı bir araç neden bu kadar zor bulunuyor?

Bir futbolcu bir sezon alkışlanır. Ama bir arama kurtarma ekibi kurtardığı hayatlarla nesiller boyunca hatırlanır.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden Devlet Üstün Hizmet Madalyası alan Necmi Kocaman’ın göğsünde taşıdığı madalya, aslında sadece onun değil; gecesini gündüzüne katan, hiçbir karşılık beklemeden enkaza koşan bütün GESOTİM gönüllülerinin madalyasıdır.

Onlar manşet istemiyor. Övgü istemiyor. Alkış istemiyor. Sadece görevlerini daha iyi yapabilecek imkânlara sahip olmak istiyor.

Çünkü onlar sorun üreten değil, sorun çözen insanlar.

Deprem ne zaman gelir bilinmez. Ama bildiğim bir şey var… Necmi Kocaman ve arkadaşları, telefonun çalacağı o kara günü beklemiyor; gelmemesi için hazırlanıyor.

Ve eğer bir gün o telefon çalarsa… Herkes sevdiklerine koşarken, onlar hiç tanımadıkları insanların hayatını kurtarmak için enkaza koşacaklar.

İşte bu yüzden bugün sorulması gereken soru şudur: Bir futbolcu kadar eder miyiz? Yoksa, hayat kurtaran insanların değeri ancak enkazın başında mı anlaşılır?