Size önce evveliyatını ve yaşanan süreçleri anlatarak başlayacağım. Konumuz kentimizin 30 yıllık kültür serüveni; Değirmendere Zühtü Müridoğlu Ahşap Heykel Sempozyumu…
Değirmendere’ye ‘Kültür ve Sanatın Başkenti’ unvanını katan, Japonya’da bile adından söz ettiren sempozyum fikri Ertuğrul Akalın’ın belediye başkanlığı döneminde 1993’te gündeme geldi. 1994’ten itibaren her temmuz düzenli hale gelerek uluslararası bir sanat buluşmasına dönüştü.
Sempozyumun adı, Cumhuriyet dönemi heykel sanatının öncü isimlerinden Zühtü Müridoğlu’na adandı. Sanatçılar çalışmalarını Çınarlık Meydanı’nda halkın gözü önünde gerçekleştirdi; eserler kentin farklı noktalarına yerleştirildi ve Değirmendere açık hava müzesine dönüştü.
2025 yılı için planlanan 29. sempozyumun duyuruları yapıldıktan sonra tasarruf tedbirleri gerekçesiyle ertelendiği açıklandı. Bu durum sempozyumun geleceğine dair kaygıları artırdı.
Bu etkinlik sadece sanat değil; kentin hafızasını, kimliğini ve kültürel mirasını taşıyan bir köprü. Belediye–akademi işbirliğinin güçlendirilmesi, düzenli bakım, dijital envanter, sponsorluk ve kültürel fonların devreye alınması hayati önem taşıyor.
Ama iş sempozyumla bitmiyor. Geçmiş yıllarda yapılan heykellerin bariz biçimde bakıma ihtiyacı var. Denizin içindeki telden yapılmış balıkçı heykeline canı sıkılan atkı ve şapka takıyor. Üzerindeki paçavraların alınması ve uzmanlar tarafından tedavi edilmesi şart.
‘Bütün dertler bitti, sıra heykele mi geldi’ denebilir. Ama Değirmendere’nin itibarı, dışarıdan gelenlerin ve sanatseverlerin gözünde bu manzara küçümsenemez. Estetik bakışa sahip insanlar için heykelin bu hali büyük bir ayıp.
Bir tek bu heykel de değil. Duyarlı vatandaşlar zaman zaman hasar gören eserlerin fotoğraflarını paylaşıp yetkililere sesleniyor. Bugün de ben sesleniyorum: Gölcük Belediyesi bu konuda ivedilikle harekete geçmeli. Sağlıklı ve huzurlu günler dileği ile…
