Bazı yaralar vardır ki yıllar geçse de kabuk tutmaz… 1999’da açılan o yara bugün hâlâ kanıyor. Adına ‘kademeli emeklilik’ dedikleri hikâye, milyonlarca insanın ömründen çalınan yılların ve yarım kalan hayallerin hikâyesidir.

O yıl sosyal güvenlik sisteminde yapılan reform, rakamlardan ibaret değildi. Bir gecede emeklilik yolu uzatıldı, yaş duvarı örüldü. 8 Eylül 1999 öncesi sigorta girişi olanlar ‘Emeklilikte Yaşa Takılanlar’ olarak tarihe geçti.

Aradan 24 yıl geçti. 2023’te EYT düzenlemesi geldi, 2 milyona yakın insan emekli oldu. Bir kısım nefes aldı ama bu yarım kalan bir zaferdi. Çünkü kapı, 2000’den sonra sigorta girişi olanların yüzüne kapatılmıştı. Bir gün önce işe giren ile bir gün sonra giren arasına koskoca yıllar koymak adaletin neresine sığar?

SGK uzmanı İsa Karakaş, düzenlemenin gerekliliğine inandığını ve 2027 civarında olabileceğini söylüyor. Peki o tarihe kadar bekleyenler ne yapacak? Bu bekleyiş yalnızca takvimden geçen yıllar değil; sağlık kaybı, geçim derdi ve ertelenen planlar demek.

Çalışma Bakanı Vedat Işıkhan ise köklü değişim planı olmadığını ifade ediyor. Yani umut var ama somut yok.

Bu mesele kuru bir emeklilik tartışması değil. ‘Bir günün bedeli yıllar olmasın’ diyen insanların hayat mücadelesi. Yasalar ve hükümetler değişti ama adalet gelmedi. 2023’te yarım çözüm verildi, kalanlar görmezden gelindi. 2000–2008 arası sigortalılar hâlâ yok sayılıyor.

Bu ülkenin insanı çalıştığı her günün karşılığını almak ister. Primini yatıran, vergisini ödeyen, emeğini veren herkes günü geldiğinde hakkını almalı. Kademeli emeklilik bir lütuf değil, gasp edilmiş hakkın iadesidir.

Ve unutulmasın: Bir günün bedeli yıllar olmamalı. Sağlıklı ve huzurlu günler dileği ile…