Kocaeli, uzun zamandır İstanbul’un gölgesinde yaşıyor. Sanayisiyle, iş gücüyle ve yaşam yoğunluğuyla İstanbul’a her gün can veren bir kent burası. Karşılığında aldığı ise bitmek bilmeyen trafik, tıka basa dolan otobüsler ve ihmal edilen deniz ulaşımı.

Her sabah 06.00’da, 07.00’de, 08.00’de Kocaeli’den İstanbul’a hareket eden otobüsler tıklım tıklım dolu. Gebze, Dilovası, Çayırova, Darıca hattı İstanbul’un uzantısı gibi. İnsanlar birkaç saatini yolda harcıyor.

Kocaeli büyüyor, gelişiyor ama ulaşımda hâlâ İstanbul’un yükünü taşıyor. Tramvay ve metro projeleri elbette bir nefes. Fakat çok daha kıymetli bir cevherimiz var: Denizimiz.

Çocukluğumuzun vapur sesini hatırlıyorum. Deniz ulaşımı yalnızca nostalji değil, doğru planlandığında trafikten zamanı geri almanın en güzel yollarından biridir.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin arabalı vapur projesi için ilk adımı atması içimi kıpırdattı. İzmit Körfezi’nde hizmet verecek hattın Trafik Etki Değerlendirmesi ihalesi yapıldı. Halıdere–Tütünçiftlik hattını kapsayan bu proje Gebze’den Karamürsel’e tüm kıyı ilçelerini etkileyebilir.

Ama benim derdim sadece iç körfez değil. İstanbul’un dibindeyiz. Her sabah İzmit Vapur İskelesi’nden kalkan bir arabalı vapur Pendik ya da Kadıköy’e doğru yola çıksa, akşam bir seferle geri dönse…

Hem özel aracıyla İstanbul’a gidecek olana alternatif olur hem toplu taşımada sıkışan insanlara denizin ferahlığını sunar. Deniz otobüsü olur, vapur olur, hızlı tekne olur… Önemli olan irade ve Kocaeli halkına nefes armağan etmek.

İzmit–İstanbul arasına günlük vapur şart. Bu bir hayal değil; doğru planlama, düzenli sefer ve güçlü bir iradeyle mümkün. Denizimizi seyretmekle yetinmeyelim, ulaşım için kullanalım.