Siz de benim gibi doğa sporları tutkunu musunuz? Öyleyse bu yazı size gelsin… Bu şehirde yaşayıp da bu şehri sevmeyen var mıdır bilmiyorum ama ben bu kente aşığım. Yeşille mavinin buluştuğu Kocaeli bana huzur veriyor.
Kocaeli; Karadeniz ve Marmara’ya, ayrıca Sapanca Gölü’ne kıyısı bulunan özel bir coğrafya. Samanlı Dağları, kıyıları, tarihi ve doğasıyla yalnızca bir sanayi kenti değil. Ballıkayalar’da kaya tırmanışı, Sapanca’da kano, Körfez’de yelken, dağlarda bisiklet ve yürüyüş yapılabiliyor.
Doğa tutkunları için kent genelinde yaklaşık bin kilometrelik 102 parkur bulunuyor. Ben de aksilik olmadıkça profesyonel bir ekiple haftada 10–15 kilometre yürüyorum. Bu yürüyüşler kent merkezindeki yürüyüşlere benzemez; kıyafetten ayakkabıya, sudan diğer ekipmanlara kadar hazırlıklı çıkmak gerekir.
Başiskele’de toplam 226 kilometreyi bulan 20 parkur var. Aytepe–Beşkayalar, Bıçkıdere–Soğukdere, Yuvacık Barajı, Değirmendüzü, Hamzadağı, Kayaüstü Yaylası, Kazandere ve Kungul Dağı bunlardan yalnızca birkaçı.
Menekşe Yaylası, Sıcakdere ve Soğukdere kanyonları, Simon’un Sırtı, İnönü Yaylası ve Bahçecik hatları farklı zorluk derecelerinde eşsiz manzaralar sunuyor. Kanyonlara ise deneyim ve güvenlik ekipmanı olmadan girilmemeli.
İstanbul’dan doğa sporcularının akın akın kentimize gelmesi boşuna değil. Kocaeli, sanayi kimliğinin ardında keşfedilmeyi bekleyen dev bir doğa sporları merkezi. Haftaya Kartepe’nin parkurlarıyla devam edeceğim…
