Kocaeli bir emek, işçi ve memur kenti. Türkiye’de farklı iş kollarında yüzlerce sendika bulunuyor; kentimizde de çeşitli görüşlerden işçi ve memur örgütleri faaliyet gösteriyor.

Sendikanın görevi üyelerinin ekonomik, toplumsal ve kültürel haklarını korumak; çalışma koşullarını, iş güvenliğini ve ücretleri geliştirmek, toplu pazarlık yapmak ve kamu hizmetlerinin kalitesini yükseltmektir.

Peki kentimizde bu tanım ne kadar karşılık buluyor? Sendikalar çalışanların haklarını ne kadar koruyor, örgütlü oldukları kurumlarda ne kadar etkin oluyor, temsilcilerinin arkasında ne ölçüde duruyor? Türkiye’de ve Kocaeli’de gerçek sendikacılık kaldı mı?

Babam eski bir sendikacıydı; ben de belediyede çalışırken sendika üyesiydim. Gazetecilik hayatım boyunca işçi ve memur sendikalarını yakından izledim. Bir dönem KESK’e bağlı Tüm-Bel-Sen ve 17 yıl şube başkanlığı yapan Bedriye Yıldızeli bu kentte güçlü bir mücadele örneğiydi.

Yıldızeli yalnız kendi üyelerinin değil, nerede bir işçi ya da memur mücadelesi varsa onun yanında olurdu. İzmit–Ankara yollarını aşındırdı; lüks içinde değil, emeğin yanında sendikacılık yaptı.

Eskiden İzmit sokakları eylemlerle ve sloganlarla inlerdi. Bugün ise sendikacılık çoğu zaman ziyaretlere ve arada bir yapılan basın açıklamalarına sıkışmış durumda. 1 Mayıs’ın sesi bile cılızlaştı.

Belki bir gün yeniden bir Bedriye Yıldızeli çıkar ve bu kentteki sendikaları kış uykusundan uyandırır. Sağlıklı günler dileğiyle…